Kemal Göksu

Kitap Adı:
Bencilliğin Erdemi
Yazarı:
Ayn Rand
Okuduğum Tarih:
21/06/2024
Puanım:
ISBN-13:
9786254102332

Ayn Rand ile Nathaniel Branden’ın objektivizm ve ahlak üzerine farklı zamanlarda yayımladıkları yazıların derlenmesiyle oluşturulan bu kitap, objektivizmin temel ilkelerini açıklıyor ve bazı temel sorulara cevap veriyor.

Kitabın adında “bencillik” ve “erdem” kelimelerinin bir arada yer alması bencillik kavramına dair mevcut yargılarımıza meydan okuyor. Ancak Rand’ı okudukça anlıyorum ki onun tarif ettiği bencillik bizim bencillik tanımımızdan çok farklı. Kitabın giriş kısmında Rand buna açıklık getiriyor:

Popüler kullanımıyla “bencillik” kötülükle eş anlamlıdır; bu kelime insanın zihninde, emeline ulaşmak için bir yığın cesedi çiğnemeye hazır olan, hiçbir canlı varlığa değer vermeyen, akılsız kaprislerinin etkisiyle herhangi bir anın vereceği hazzın peşinde olan eli kanlı bir zalim imajı uyandırmaktadır.

Oysa “bencillik” kelimesinin tam anlamı ve sözlük tanımı kişinin kendi çıkarlarıyla ilgilenmesidir.

Ayn Rand, kişinin kendi menfaatlerini akılcı bir şekilde belirlemesi ve hayatını buna göre yaşaması gerektiğini söylüyor ve kendi felsefesi objektivizmin etik görüşünü şöyle tanımlıyor:

… Objektivist etik, bir akılcı öz çıkar veya akılcı bencillik ahlakıdır.

Ayn Rand’ın görüşleri ilk bakışta birçok insana oldukça yabancı gelecek türden ancak okudukça ön yargıları yıkma ve düşünce sisteminizin içine sızma potansiyeline de sahip.

Makaleler birçok farklı konuyu incelediği için her birini tek tek incelemek yerine ilk ve bence kapsam açısından en önemli makale olan Objektivist Etik üzerine aldığım notları paylaşacağım:

Objektivist Etik

Rand, mevcut ahlak felsefecilerinin çoğunun etiğin nihai standardı olarak kaprisi kabul ettiğini söylüyor. Kavga sadece kimin kaprisinin daha önemli olduğu konusunda yaşanıyor: insanın, toplumun, diktatörün veya Tanrı’nın.

Rand’ın buna akılcı bir alternatifi var. Her insanın bir değerler sistemi vardır ve tercihlerini bu sisteme göre yapar. İlk değer ise hayattır. Ancak hayattayken yaptığınız tercihlerin bir önemi olabilir. Bu nedenle de temelde kişinin kendi hayatının devamlılığını sağlayacak faaliyetlerde bulunması ahlakidir.

Bilinç ise hayatta kalmanın temel aracıdır. Dolayısıyla bilinç, ahlakın en temel ve gerekli şartıdır. İnsan bilinci, diğer canlılardan farklı olarak otomatik çalışmaz. Bilincin faaliyet göstermesi ve düşüncenin üretilebilmesi için istem gerekir. İnsan ancak realiteden haberdar ve onunla başa çıkabiliyor olduğu sürece bilinçlidir.

Rand’a göre insan bilinçli olmayı seçmekte özgürdür fakat bilinçli olmayışının cezasından, yani mahvoluştan kaçma özgürlüğü yoktur. İnsan, kendi kendini yok edebilen tek canlı türüdür.

İnsan, bir hayvan gibi, yalnız içinde bulunduğu ana odaklı olarak yaşayamaz. İnsan yaşamı bir sürekliliktir. İnsanın geçmişi hatırladığı bir hafızası ve geleceği planladığı bir aklı vardır. Dolayısıyla insan her zaman kendisi için uzun vadede en doğru seçeneği seçmelidir.

İnsan tercihle insan olmak zorundadır ve ona insan gibi nasıl yaşanacağını öğretmek etiğin görevidir.

Objektivist etiğin üç temel değeri ve karşılık gelen erdemleri şunlardır:

  • Akıl -> Akılcılık
  • Amaç -> Üretkenlik
  • Kendine Saygı -> Gurur

Rand bu üç değer ve erdemin birbiriyle olan ilişkisini şöyle tanımlıyor:

Üretken çalışma akılcı bir insan hayatının asıl amacıdır, insanın diğer tüm değerlerinin hiyerarşisini oluşturan ve belirleyen asıl değerdir. Akıl, insanın üretken çalışmasının kaynağı ve ön şartıdır, gurur ise sonucudur.

Rand, objektivizmin benimsediği değerleri şu şekilde tanımlıyor:

  • Akılcılık: Kişinin tek bilgi kaynağı, değerler hakkındakı tek yargısı ve tek davranış rehberi olarak aklın tanınması ve kabul edilmesidir. İnsanın temel erdemi, diğer tüm erdemlerin kaynağı.
  • Bağımsızlık: Kişinin kendi yargılarını kendisinin oluşturması ve kendi aklının çalışmasıyla yaşamanın sorumluluğunu kabul etmesi.
  • Bütünlük: Kişinin inançlarını başkalarının fikirlerine ve isteklerine asla feda etmemesi.
  • Doğruluk: Kişinin hiçbir şekilde realiteyi yanıltmaya çalışmaması.
  • Adalet: Kişinin asla gerek maddi ve gerekse de manevi bakımdan kazanılmamış ve hak edilmemiş şeyler peşinde olmaması ve böyle şeyleri onaylamaması.
  • Üretkenlik: Üretken çalışmanın insan aklının insan yaşamını sürdürme işlemi olduğu, insanı hayvanların yaptığı gibi bulunduğu ortama göre kendini ayarlama ihtiyacından kurtaran ve insana ortamını kendisine uydurma gücü veren işlem olduğu gerçeğinin tanınması.
  • Gurur: Kişinin kendi ahkali mükemmelliğini başararak, kendisini sahip olduğu en yüksek değer olarak görme hakkını kazanması.

Bu erdemlerin bir toplumun parçası olarak ne kadar uygulanabilir olduğu ve bu erdemlerin diğer insanlarla olan etkileşimi nasıl düzenleyeceğine dair oldukça net bir çizgi çiziyor:

Objektivist etiğin temel sosyal prensibi, tıpkı yaşamın kendi başına bir amaç olması gibi her insanın da kendi başına bir amaç olduğu, başkalarının refahı veya amaçları için araç olmadığıdır ve bu yüzden insanın ne kendisini başkalarına feda ederek ne de başka insanları kendine kurban ederek kendisi için yaşaması gerektiğidir. Kendisi için yaşamak, insanın en yüksek ahlaki amacının kendi mutluluğunu başarmak olduğu anlamına gelir.

Rand’a göre insan doğduğunda hiçbir bilgiye sahip olmadığından hiçbir değere de sahip değildir. İnsan, değerlerini yaşadıkça inşa eder.

Mutluluk ise yaşamın başarılı halidir. Izdırap, başarısızlığın veya ölümün uyarı sinyalidir.

İnsan kendi değerlerine uygun yaşadıkça başarılı ve mutlu olur. Değerlerinin aksine hareket ettikçe de ızdırap kaçınılmaz olur.

İnsanın neyi iyi ya da kötü olarak göreceği, onun değer standardına bağlıdır. Kişi eğer değer standardını akıl dışı bir şekilde kurar ve çelişkiler peşinde koşarsa kendisine zulmetmiş ve bilincini paramparça etmiş olur. Objektivizmin önerdiği değerleri benimseyen üretken ve tutarlı insan ise kendi hayatına hizmet ettiği ölçüde başarılı ve mutludur.

Rand, mutluluğun etiğin amacı olduğunu ancak etiğin standardının mutluluk olamayacağını savunuyor. Anlık “mutluluk” olarak algılanabilecek ancak uzun vadede kişiyi yıkıma sürükleyecek davranışların etikle bağdaşmadığını hatırlatıyor.


Yukarıdaki özet ana hatlarıyla objektivizmi özetlemeye yeter mi bilmiyorum ancak Ayn Rand’ın mistisizm, politika, hükümet, kolektivite ve altruizm gibi diğer konularda da fikirlerini öğrenmek için bu kitabı okumaya değer.